6 Nisan 1453 tarihinde Osmanlı ordusunun surların önüne gelmesiyle kuşatma resmen başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet çadırını Bayrampaşa (Maltepe) vadisine, tam merkez cepheye kurdurdu.
Kuşatma İslami kurallara uygun olarak başlatıldı; Bizans İmparatoru XI. Konstantinos'a şehri kan dökülmeden teslim etmesi teklif edildi. Ancak İmparator, "Şehri sana vermeye benim yetkim yok, ancak canımız pahasına savunuruz" diyerek teklifi reddetti. Bunun üzerine Şahi toplarının korkunç gürültüsüyle İstanbul surları dövülmeye başlandı.
Günlerce süren top atışları surlarda devasa gedikler açıyor, ancak Bizanslılar geceleri bu gedikleri çamur, taş ve yün balyalarıyla hızla onarıyorlardı. Ayrıca Osmanlı madencileri surların altını oymaya çalışıyor, ancak Bizanslı madenci ustası Johannes Grant'ın karşı tünelleriyle yer altında korkunç çarpışmalar yaşanıyordu.
Kuşatmanın en can sıkıcı noktası donanmaydı. Haliç'in girişine gerilen devasa zincir yüzünden Osmanlı donanması Haliç'e giremiyor, şehrin deniz tarafındaki zayıf surları (Haliç surları) vurulamıyordu. Üstelik 20 Nisan'da Papa'nın gönderdiği 3 Ceneviz ve 1 Bizans gemisinden oluşan yardım filosu, Baltaoğlu Süleyman Bey komutasındaki Osmanlı donanmasını yararak Haliç'e girmeyi başarmıştı. Bu olay, Osmanlı ordusunda büyük bir moral bozukluğuna, sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın ise kuşatmanın kaldırılması yönündeki baskılarına yol açtı.
Tasarım & İçerik: Ali Açıkgöz © 2026
Yukarı Çık